Çalışma Alanları

TİCARET VE ŞİRKETLER HUKUKU

Hukuk büromuz farklı sektörlerde faaliyet gösteren yerli ve yabancı müvekkil şirketlere ticaret ve şirketler hukukuna ilişkin hizmet sunar. Bu süreç şirketlerin ana sözleşmelerinin hazırlanmasından başlayarak kuruluş, şirketin sona ermesi ve tasfiye edilmesine kadar geçen tüm aşamayı içerir. Yine bu bağlamda şirket bünyesinde meydana gelen sermaye artırımları, pay devirleri, şirket birleşmeleri ve devralmaları, tür değişiklikleri, yeniden yapılandırma gibi önemli yapısal hukuki değişikliklerde tarafımızca yürütülür. Ticari ve hukuki riskler göz önünde bulundurularak müvekkillerimize günlük faaliyetlerinde ihtiyaç duydukları hukuki danışmanlık hizmeti sunulur. Bunlar standart sözleşme örneklerinin gözden geçirilmesi, hizmet sözleşmeleri, tedarik sözleşmeleri, lisans sözleşmeleri, rekabet etmeme sözleşmeleri gibi çeşitli sözleşmelerin düzenlenmesi ve hazırlanması şeklindedir. Ayrıca hizmetlerimizin içinde genel kurul ve yönetim kurulu taslakların hazırlanması, toplantılarda hazır bulunulması ve talep halinde işlemlerin tescil ve ilanı için ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde ilgili işlemlerin yapılması da dahildir.

GAYRİMENKUL HUKUKU

Hukuk büromuz gayrimenkul geliştirme, arsa alım satımı, uzun süreleri kira sözleşmeleri, inşaat kredileri ile konut kiraları ve ticari mal varlıkların kiralanması dahil olmak üzere gayrimenkul hukuk alanında çeşitli hizmetler vermektedir. Ayrıca arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin hazırlanması, kira uyarlama, kira tespit davaları, ecr-i misilden kaynaklanan yani gayrimenkulün aynından doğan tüm davaları da hukuk büromuz takip etmektedir. Hukuk büromuz bilhassa kentsel dönüşüm çerçevesinde yapılmakta olan işlem ve davalarda tecrübe sahibidir. Ayrıca hukuk büromuz yabancı müvekkillerimiz için gayrimenkuller üzerinde detaylı hukuki inceleme yapmakta ve bu incelemeleri rapor halinde ayrıntılı bir şekilde müvekkillerine sunmaktadır.

FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HUKUKU

Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlığımız patent, faydalı model, marka, telif hakları, tasarım, coğrafi işaretler ve internet alan adları da dahil olmak üzere fikri ve sınai mülkiyet hakkının her alanını kapsamakta olup büromuz Türkiye’de fikri ve sınai mülkiyet hukuku alanında önde gelen hukuk bürolarından birisi olarak tanınmaktadır. Hizmetlerimize hukuk ve ceza davaları, idari süreçlerde temsil, tescil başvurularına itiraz, fikri mülkiyet hakkına ilişkin lisans, devir, temlik, sair sözleşmelerin hazırlanması ile tüm bu konularda danışmanlık hizmeti verilmesini de kapsamaktadır. Yine bu bağlamda büromuz, Türk Patent Enstitüsü’nün kararlarına yönelik iptal davaları ile ihlal davalarından kaynaklanan tazminat talepleri ve ihtiyati tedbirler de dahil olmak üzere çeşitli fikri mülkiyet anlaşmazlıklarında müvekkillerimizi temsil etme konusunda deneyime sahiptir.

YABANCILAR HUKUKU

Yabancılar Hukuku, hukuk büromuzun uzun yıllardan beri hizmet verdiği ana alanlardan bir tanesini oluşturmaktadır. Hukuk büromuz yabancılar hukuku ile ilgili Türkiye’nin taraf olduğu çok taraflı uluslararası antlaşmalar ile Türk maddi hukukunda yer alan düzenlemeleri sıkı bir şekilde takip etmektedir. Bu bağlamda hukuk büromuz yabancıların Türkiye’de çalışma haklarını düzenleyen mevzuatla ilgili hukuki danışmanlık hizmeti verdiği gibi bu kapsamda yabancıların çalışma izin başvurularının alınması ve yabancıların sosyal güvenlik konusu hakkında işlemlerini de takip etmektedir. Yine hukuk büromuz yabancı sermayeli şirketlerin ülkemiz sınırları içerisinde gayrimenkul mallar üzerindeki mal edinimi hususunda danışmanlık verdiği gibi ülkemizde bulunan çeşitli büyükelçilik, başkonsolosluk temsilcilikleriyle de sıkı bir ilişki içerisindedir. Diğer yandan hukuk büromuz serbest bölgeler kanunu, yabancı ticari şirketlerin serbest bölgelerde mal edinimi, turizm teşvik kanunu, endüstri bölgeler kanunu gibi yasal mevzuat üzerinde de danışmanlık hizmeti vermektedir. Hukuk büromuzun bu başlık altında verdiği bir diğer hizmet ise yabancılara karşı işlenen cezai suçlarla ilgili temsil görevidir. Suçluların iadesi, suçluların iadesine dair sözleşmeler yine bu başlık altında değerlendirilmektedir.

KONKORDATO VE YENİDEN YAPILANMA HUKUKU

15.03.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile mevcut konkordato müessesi yeniden düzenlenmiş ve iflasın ertelenmesi tamamen kaldırılmıştır. Bu kapsamda İİK’da yer alan ve diğer kanunlarda düzenlenen konkordato hükümleri değiştirilmiştir. İflasın ertelenmesi müessesinin yerini alan konkordato iflas erteleme ile kıyaslandığında birtakım benzerlik ve farklılıklar içermektedir. Konkordato anlaşma uzlaşma anlamına gelmektedir ve en basit haliyle, elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir. Buradaki amaç bu iyiniyetli dürüst borçluların borçlarını yapılandırmaktır. Bu kapsamda dürüst borçlu alacaklılarıyla anlaşma yapar ve borçlarının bir kısmını ödemeyi teklif eder. Hukuk büromuz ilgili yasal mevzuat değişikliğinin gerçekleştirilmesine müteakip yeni ihdas edilen konkordato sistemi üzerinde çalışmalarda bulunmuş ve bu doğrultuda konkordato işleminin takibi ve yürütülmesi konusunda tecrübe sahibi olmuştur. Konkordato işleyişinde borca batıklı hali, borca batıklık bilançosunun detaylandırılması, alacaklılar toplantıları, konkordatonun tasdik şartları, projenin kabulü, payların paylaştırılması ve faaliyet raporlarının hazırlanması son derece sıkı şekilde mevzuatta düzenlenmiştir. Bilhassa konkordatonun işleyişinde süreler büyük önem arz etmektedir. Bu hali ile konkordato sistemi ülkemizdeki yatırım ortamının iyileştirilmesi, alacaklı ile borçlunun bir müzakere sonucunda anlaşmaları ve bu anlaşmanın mahkemece tasdiki gibi hukuki hayatının yanında ticari ve sosyal hayat bakımından da önem arz etmektedir. Bu nedenle hukuk büromuz müvekkillerimizin yeniden yapılandırma işlemlerinde en yüksek faydayı elde etmelerinde hukuki olarak danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

E-TİCARET HUKUKU

E-ticaret hukuku, 6563 sayılı elektronik ticaretin düzenlenmesi hakkında kanun, 5651 sayılı internet kanunu, 6769 Sınai mülkiyet kanunu, 6698 sayılı kişisel verilerin korunması kanunu, ticaret hukuku, haksız rekabet hukuku, rekabet hukukunda kaynağını bulmaktadır. Dolayısıyla bilgi ekonomisi için son derece önemli bir hukuk alanı olan e-ticaret hukukun kapsamı sanayi ve teknolojide internetin daha çok kullanılması ve bilhassa günümüzde nesnelerin interneti olarak gündeme gelen sanayi 4.0 uygulamalarının artması, internete bağlanan cep telefonları, akıllı sistemler, banka kartları, e-ticaret platformları, bulut ağlarının gün geçtikçe sanayiye daha çok uygulanabilmesi ve bu uygulamaların bireyin satın alma, biçim ve niceliğini değiştirmesine yol açtığı aşikardır.Bu bağlamda hukuk büromuz bu işlemlerin mevzuat uyarınca yürütülüp yürütülmediğinin tespiti, hukuka aykırılığın önlenmesi ve ihtilafların çözümü hususunda yol göstermekte ve bilişim suçları Avrupa Birliği perspektifinde kripto para sistemleri, akıllı sözleşmeler “smart contract” gibi konularda hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

GİRİŞİMCİLİK HUKUKU VE START-UP ŞİRKETLERİ

Veri ekonominin yeni yakıtıdır ilkesi doğrultusunda hukuk büromuz, teknoloji şirketleri ağırlıklı olmak üzere girişimci şirketlere faaliyetlerine başladıklarından itibaren danışmanlık hizmeti vermektedir. Türk hukukunda girişimcilik hukuku diye isimlendirebileceğimiz bir mevzuat ve yasal düzenleme topluluğu halen bulunmamaktadır. Amerika ve Avrupa uygulamasında girişimcilik, ülkemizden çok daha eskiye dayandığı için yatırımcı ile girişimci arasında imzalanan birçok sözleşme örneğin gizlilik anlaşmaları, franchising sözleşmeleri, niyet mektubu, due dilegence gibi sözleşmeler çok eski ve köklü alt yapıya sahiptir. Diğer yandan yeni işletmeleri geliştirmek amacıyla ofis hizmetleri, ekipman teknik ve mali kaynaklara erişim gibi hizmetlerin tek elden ve aynı yerde sağlandığı “kuluçka” veya “inkübatör” olarak adlandırılan yapılarda ülkemizde yavaş yavaş filizlenmeye başlamıştır. Bu yapılar doğrultusunda teknoloji geliştirme bölge alanları da faaliyet alanlarını büyütmekte ve şehirler için birer cazibe merkezi olmaktadırlar. Bu merkezlerden doğan çalışanların buluşları ve buluşlar üzerindeki hakları son yıllarda önemli bir mali ve hukuki konu olarak gündeme gelmeye başlamıştır. Örneğin yüksek eğitim kurumlarında gerçekleştirilen ve kamu destekli projelerde ortaya çıkan buluşlar gibi. Yine diğer yandan vergi mevzuatında genç girişimciler için getirilen yaş ve süreyle sınırlı muafiyetler de yine önem arz etmektedir. Sınai mülkiyet kanunundan kaynaklanan hakların ve kişisel verileri koruma kanuna dayalı sözleşmeler, şirket hukuku, borçlar kanunu, e-ticaret kanunu gibi hukuk dalları da girişimciler tarafından yakinen takip edilmelidir. Bunun da ötesinde belki girişimciler için en önemli konu kitle fonlamasının 6362 sayılı Sermaye Piyasası kanuna getirilmesi olmuştur. Görüldüğü gibi girişimcilik hukuku birçok hukuk dalını bünyesinde barındıran ancak ihtiyaç doğrultusunda şekillenebilecek yeni bir hukuk dalı olma noktasında adımlar atmaktadır. Bu bağlamda hukuk büromuz start-up şirketlerine ve girişimcilere gerekli hukuki danışmalığı vermektedir.

FRANCHISE SÖZLEŞMELERİ

Franchising sisteminin tarihi 1700 yıllara İngiltere’de bira üreticileri ile bar sahipleri arasında yapılan sözleşmelere kadar gitmektedir. O yıllarda yapılan düzenleme ile alkollü içki satışların sınırlandırılması yoluna gidilmiştir. Lisans sayılarının da kısıtlı tutulması ile lisans fiyatlarının alkollü içki satışı yapan küçük bar sahiplerinin ekonomik güçlerini aşan seviyelere yükselmesine sebep olmuştur. Buna çözüm olarak yeterli ekonomik güce sahip olan alkollü içki üreticileri, lisanları kendi adlarına satın alma ve bölgesel olarak alkollü içki satışı yapan yerlere içki satış lisansları kiralama yoluna gitmişlerdir. 1700’lü yıllarda İngiltere’de yaşanan bu olaylar sonucu franchising varlığını kabul ettirmiştir. Bu kadar tarihi geçmişi olan franchising sistemi Türk hukukunda özel olarak düzenlenmemiş; franchising sözleşmeleri TBK’da yer alan satış, kira, vekalet, hizmet, hasılat, acentelik müessesi hükümlerine dayanarak franchising sözleşmeleri karma mahiyette kendine özgü yapısı olan bir sözleşme tipine dönüşmüştür. Ne var ki rekabet kurumunun yayınladığı 1998-7 sayılı franchising anlaşmalarına ilişkin grup muafiyet tebliğine göre franchise sözleşmesi: franchise verenin alana doğrudan veya dolaylı olarak mali katkı karşılığında belirli türden mal ve/veya hizmetleri pazarlaması amacıyla bir franchise kullanılmasını hakkını verdiği ve en azından ortak bir marka veya işletme adının kullanılması ve tesislere ve/veya ulaşım araçlarına tek düze bir görünüm verilmesi franchise verenden franchise alana know-how aktarılması franchise alanın anlaşma sürecince franchise veren tarafından sürekli olarak ticari ve teknik açıdan desteklenmesi yükümlülükleri içeren antlaşmadır. Türkiyede franchise sisteminde büyük bir gelişme yaşanmaya başlanmıştır. Ancak Perakende satışların Amerika’da %40 Avrupa’da %25 lik kısmı franchise dahilinde yapılırken Türkiye’de ise bu oran %5’dir . Dolayısıyla franchise sisteminin önünün açık olduğu görülmektedir. Franchise sistemine dönük sözleşme ve ihtilaflar genel hükümler ve Yargıtay’ın vermiş olduğu içtihatlar doğrultusunda çözümlenmeye çalışılmaktadır. Dolayısıyla gerek franchise sisteminin sağlıklı ve hukuki işleyişinin sağlanmasında gerekse taraflar arasında çıkacak uyuşmazlıklarda uzman hukuki danışmalık gerektiği çok açıktır. Bu bağlamda hukuk büromuz franchise sistemleri, taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıklarda hukuk danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

TARIM HUKUKU

Türk Hukukunda tarım kesimine yönelik hukuki çalışmalar son yıllara kadar Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri doğrultusunda oluşturulmuştur. Ancak tarım hukuku gerek Avrupa Birliği ortak tarım politikası gerekse yabancı uluslararası firmaların türk tarım şirketlerini satın almalarını ve akabinde yeni gelişen bilişim destekli sanayi uygulamalarının tarım endüstrisine uygulanmasıyla gelişmekte olan bir hukuk dalıdır. Bu bağlamda tarımda e-ticaret uygulamaları, fikri mülkiyet hakları, tarımsal teknolojilerin patentle korunması, paylaşım ekonomilerinin tarım alanlarına yansıması; tarım işçilerinin iş hukuku kapsamında hak ve borçların tespiti ve tarımsal alanlarda sağlanan hibe, sigorta ve devlet teşviklerinin yönetimi önemli konu başlıkları olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda hukuk büromuz yerli ve yabancı tarım şirketlerine AB hukuk ve Türk hukuku kapsamında danışmanlık hizmeti vermektedir.

İŞ HUKUKU

İşyeri personel yönetmelik ve düzenlemelerinin hazırlanması,üst düzey beyaz yaka, mavi yaka iş sözleşmelerinin düzenlenmesi,iş mevzuatı ve iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyum çalışmalarının yürütülmesi ve sağlanması, bu kapsamdan gerekli olduğu ölçüde denetim çalışmalarının yürütülmesi, iş gücünün yeniden yapılanması, şirket birleşme veya devirleri öncesi veya sonrasında iş gücünün konsolidasyonun yönetimi, iş sözleşmelerinin feshi ve ikale görüşmelerinde müvekkillerimize danışmanlık hizmeti sağlamaktayız. Hukuk büromuz mevzuata uyum, iş etiği, sosyal medyanın kullanımı, tekel kurulmasını önleyici düzenlemeler, beyaz yaka suçları, yolsuzluğun önlenmesine dair işyeri uygulamaları, sözleşme müzakereleri gibi birçok başlık altında müvekkil şirket çalışanlarına eğitimler hazırlanmakta ve bu eğitimler için müvekkillerimizin yurtiçi veya yurtdışı insan kaynakları veya hukuk bölümleriyle işbirliği içinde çalışmaktadır.

İş hukukunda sıkça karşılaşılan ve tecrübemiz olan iş davalarında, iş mevzuatına dayalı uyuşmazlık ve ihtilafların halledilmesinde ( işçiler tarafından açılan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili ücreti, çalışan maaş ücretleri, işe iade davaları, yıllık izin ve her türlü işçilik alacaklarına dair açılan davalar, sigorta bildirimi yapılmadan çalışan işçilerin sigortasız geçen sürelerinin sigortalı hale getirmek için açılan hizmet tespit davaları, iş kazaları nedeniyle açılacak maddi-manevi tazminat davaları, destekten yoksun kalma davaları ) danışmanlık hizmeti vermekte ve dava avukatlığı yapmaktayız. Ayrıca iş hukukunun özel bir dalını oluşturan mobbing, günümüzün sürekli değişen iş koşulları, rekabetçi iş piyasası, ofis içi rekabet, işsizlik oranları, ekonomik kriz, şirketlerin küçülme eğilimleri gibi birçok faktör sebebiyle git gide artmaktadır. Bu sebeple mobbing günümüzün de çalışma hayatının en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Çalışma hayatı boyunca pek çok çalışan mobbinge maruz kalmaktadır. Bu konu özellikle hukuk büromuzun çalıştığı uzmanlık alanlarından bir tanesidir. Büromuz özellikle mobbing sebebiyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi, tazminat davaları ve koruma davalarına ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

ULUSLARARASI ÇOCUK KAÇIRMA SUÇLARI

Uluslararası Çocuk kaçırmanın veçhelerine dair Lahey Sözleşmesi hukuk büromuzun uzmanlık alanlarından bir tanesidir.Bu sözleşme bilhassa dünyada ticaretin uluslararası bir kimlik kazanmasıyla birlikte iş insanlarının serbest hareketlerine bağlı olarak önemini artmıştır.Zira dünya ticaretindeki sınırlamaların kalkması,vize serbestisinin yaygınlaşması,uluslararası eğitim olanaklarının artması bilhassa beyaz yakalı çalışanların iş hayatlarını değişik ülkelerde sürdürmelerine imkan tanımıştır.Bu çalışma hayatı aile birliklerine de yansımış ve çok pasaportlu çok kültürlü aile bireyleri yetişmeye başlamıştır.Bu doğrultuda kaçınılmaz olarak evlilik birliğinin sona ermesi mal paylaşımları da uluslararası karakter kazanmaya başlamıştır.Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi, sözleşmeye taraf ülkelerden birinde yaşayan ve geride kalan ebeveynlerin velayet haklarını ihlal eden kişilerden, başka bir Sözleşme ülkesinde alıkonulmuş veya buralarda tutulan bir çocuğun derhal geri gönderilmesini emreden bir antlaşmadır. Çocuk iade edildikten sonra velayet anlaşmazlığı, gerekirse yargı yetkisine sahip mahkemelerde çözülebilir. Sözleşme, çocuğun nezaretinde kimin bulundurulması gerektiğini ele almamaktadır; velayet davasının nerede görüleceğini ele almaktadır.Sözleşmeye taraf olan her ülke, özel sözleşme görevlerini yürütmek üzere belirli bir devlet dairesi olan bir Merkezi Otorite’yi belirler. Merkezi Otoriteler birbirleriyle iletişim kurar ve ebeveynlerin sözleşme kapsamında çocuklarının geri dönüşü veya erişim için başvurmalarında yardımcı olurlar. Sözleşme’nin 6. maddesi ve 5717 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca, Sözleşme’de öngörülen yükümlülükleri yerine getirmek üzere, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünü merkezi makam olarak tayin etmiş olup, merkezi makam bu görevini mahallî Cumhuriyet Başsavcılıkları aracılığıyla yerine getirmektedir.

Hukuk büromuz sözleşmeye taraf olan avrupa ülkelerinin bir çoğunun ve ABD, Avustralya ve İngiltere gibi kültürel ve ticari bakımından önemli ülkelerin Lahey Sözleşmesi iç hukuk uygulamalarını da dikkatle tetkik etmiştir. Zira sözleşme uluslararası bir karakter taşımaktaysa da taraf ülkeler bu sözleşmeyi kendi iç hukuklarına bir takım farklılıklarla yansıtmışlardır. Örneğin Türk Yargıtay uygulaması ile taraf devletlerin uygulamaları arasında birtakım farklılıklar bulunmaktadır. Bu bağlamda uluslararası kaçırmanın veçhelerine dair lahey sözleşmesi çocuk ve aile üzerinde doğrudan sonuçları olan uluslarası hukuk yolu olmakla birlikte işleyen hukuki bir mekanizma olarak da dikkat çekmektedir. Bu bağlamda hukuk büromuz gerek Türk gerek yabancı beyaz yakalı aile bireylerinin sözleşmeden kaynaklanan velayet hakları doğrultusunda uzman hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

İCRA HUKUKU

Hukuk büromuz kişilere alacaklarını tahsil etmek için yardımcı olduğu gibi, haksız olarak maruz kalınan icra takiplerinden zarar görmeden kurtulmak içinde yerli ve yabancı müvekkillere avukatlık hizmeti sunmaktadır. Alacak takibi başlatmak, takip dosyalarından borçlunun malvarlığı üzerine haciz koymak ve sonrasında malların satışını gerçekleştirmek yoluyla alacağın tahsilini gerçekleştirmek, borç veren ve kredi veren kişilerle müzakere süreçlerini yürütmek, müvekkillerinin alacaklılarıyla yapılan görüşmeler sonucunda varılan mutabakat çerçevesinde gerekli sözleşmeleri hazırlamak, borçların yeniden yapılandırılması, aciz hali ve konkordato başta olmak üzere her türlü alacak yönetimi hizmeti ile konkordato sürecinin her aşamasında gerekli hukuki hizmeti müvekkillerimize sunmaktayız.

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKU

Avrupa Birliği gerek kurumsal gerek hukuksal yönden kendine özgü bir yapıya sahiptir. Zira Avrupa Birliği’ni tam olarak ne bir devlet modeliyle ne de uluslararası örgüt modeli ile açıklamak mümkün değildir. Ülkemiz 14 Nisan 1987 tarihinde Avrupa topluluklarına tam üyelik başvurusunda bulunmuş ve bu tarihten önce 31 Temmuz 1959 tarihinde de ortak üyelik müracaatında bulunmuştur. Avrupa Ekonomi Topluluğu’nu kuran Roma Antlaşması’nın ikinci maddesinde topluluğun amacı şu şekilde özetlenmiştir: “Topluluğun görevi bir ortak pazarın kurulması ve üye devletlerin ekonomik politikalarının zamanla yaklaştırılması yoluyla topluluğun tümü içinde ekonomik etkinliklerin uyumlu olarak gelişmesinin sürekli ve dengeli yayılmasının istikrarın artmasını hayat seviyesinin hızla yükseltilmesini ve birleştirdiği devletler arasında daha sıkı bir iş birliğini gerçekleştirmektir.” Görüldüğü üzere Avrupa Topluluğu şimdiki adıyla Avrupa Birliği kuruluş amacı çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmüş akabinde ülkemiz ile Gümrük Birliği antlaşması imzalanmış bunu takiben de Türkiye ile Avrupa Birliği kurumları arasında birçok anlaşma ihtisas edilmiştir. Bu antlaşmaların gerek hukukumuzda gerek Türk ticaret dünyasına farklı sonuçları olmuş ve bu nedenle AB’nin birincil hukuki kaynaklarını oluşturan kurucu antlaşmaları konsey kararlarını, AB’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmaları ve ikincil kaynak diyebileceğimiz tüzük ve yönergelerini yakından takip etmesi birer zaruriyet halini almıştır. Bu bağlamda hukuk büromuz, Avrupa Birliği’nin birincil ve ikincil hukuk kaynaklarını yakından takip ederek tüzel kişilere hukuk danışmanlık hizmeti vermektedir.