1. Giriş

Bilişim ve teknolojinin öncülük ettiği 21.yy’da insanoğlu hızlı bir değişimin içine girerek, bu değişime hem ayak uydurma hem de yakalama telaşına düşmüştür. Bilişim ve teknoloji alanındaki ilerlemeler değişik fikirlerin ve girişimci sayısının ciddi bir şekilde artmasına yol açmıştır. Günümüzde popüler hale gelen Startup firmaları, bu fikir ve girişimci çokluğunun bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve kendilerine has bir doğası olan bir şirketleşme şeklidir. Yine doğası gereği kendi sisteminde hayat bulan Startupların aynı zamanda kendine has bir hukuk dalı olması kaçınılmaz bir hale gelmiştir. 

Bu çalışma, Türk ve dünya hukukuna yeni bir şekil kazandıran Startup hukukunun kapsam ve içeriğiyle ilgili bir incelemeyi ön planda tutarak, bu kavramın şirketleşme bazında nasıl bir hukuki yol izlediğini belirleme amacı taşımaktadır. İçerik olarak 5 parçada incelenecek bu çalışma, iki ek bölüm olan giriş ve, sonuç ve öneriler bölümünden oluşmaktadır. Bu beş parça içerisinde Startup  hukukunun ortaya çıkışından başlayıp yerel bir hukuk sistemi örneği olarak Türk hukuk sistemindeki yeri incelenecektir. Buna ek olarak bu çalışma, Avrupa ve Uluslararası hukukun Startup hukukuna yaklaşımını incelenip bu hukuk dalının hangi kategoride işleneceği konusunda bir fikir kazandırma hedefini taşımaktadır. Son olarak Sonuç ve Öneriler bölümünde edinilen çıkarımlar ve bu konudaki öneriler belirtilecektir.

Çalışmada Türkiye hukuku, Uluslararası hukuk ve Avrupa hukuku içerikli bir altyapı hazırlanacaktır. Startup hukukunun, uygulama alanı ve şekli, şirketleşme yolunda Türkiye’de izlenmesi gereken hukuki prosedürleri açıklama amacıyla örnek bir hukuk sistemi olarak  Türk hukuk sistemine başvurulacaktır. Bunun dışında Uluslararası ve Avrupa hukuku kaynakları baz alınarak entegre bir çalışma elde edilmesi planlanmaktadır. Çalışmada ikincil kaynak  olarak ilgili makaleler, kitaplar, dergiler ve internette yer alan çalışmalar kullanılacaktır.

2. Startup Hukuku

Startup terimini yeni bir kelimeden daha çok yeni bir akım olarak görmek daha yararlı olacaktır. Küresel olarak gelişmeye çalışan birçok şirketin iflas etmesi ya da daha  gelişme aşamasında iflas etmesine karşı, dinamik genç girişimcilerin cesaretlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılması amacıyla ortaya çıkmış olan bir akım olarak görülmesi, Startup konseptini ele dahada uygun olacaktır.  Buna rağmen bu konseptle ilgili belirli bir tanım söz konusu değildir.

Warby Parker’ın kurucularından ve CEO’su Neil Blumenthal Startup’ı  şu şekilde tanımlar; “Bir başlangıç, çözümün açık olmadığı ve başarının garanti edilmediği bir sorunu çözmek için çalışan bir şirket”[1]. 2013’ün en ateşli ABD Startup’çılarından biri ve Evora’nın kurucusu ve CEO’su Adora Cheung, “Startup bir akıl hastalığıdır”[2] gibi değişik bir tanımlama yaparak  Startup terimine ayrı bir boyut katar. Bu çalışmada ele alacağımız Startup  konsepti çok değişik ve karmaşık bir tanımdan çok “bir fikrin ortaya ilk çıkış anından itibaren şirketleşmeye kadar”[3] ki hukuksal süreci kapsayacaktır.

Startup Hukuku kapsam alanı geniş bir ölçekte incelenebilir. Bir startup’ı ortaya çıkmasından sonra hukuk bölümü başlar. Başlangıç olarak bulunan fikrin patenti alınması gerekiyorsa bu fikri mülkiyet hukukundan, şirketleşme sürecinden bahsedilirse Ticaret Kanunundan, bir markete girmek istenirse Rekabet Hukuku ve bunun gibi Startup sürecine dahil edilebilecek bir çok hukuk dalından bahsedilebilir. Fakat Startup Hukukuna genel geçer bir tanım yapılacaksa “içerik olarak bir cok hukuk dalını içinde bulunduran bir hukuk dalı” gibi kaba bir tabir yapılabilir. Bu hukuk dallarının bir Startup gerçekleşirken, gereksinimleri ne kadar karşıladığı hala tartışılan bir konudur.[4] Bir sonraki bölümde bu konuya değinmeden önce mevcut yürülüklere örnek olarak Türkiye Hukukunu ele alıp Bir startup’ın hukuktaki işleyişine değinilecektir.

3. Bir Startup’ın Türkiye Hukukundaki Yeri

  1. Bir Startup’ın Şirketleşme Süreci

Startuplar sınırlı sermaye ile kurulan oluşumlardır. Bu sebeple mümkün olduğunca masraftan kaçınma tercih edilir. Bu oluşumların başında yaşanabilecek temel durumlardan biri, girişim için, şirket kurmaktır.  Bir Startup’ın kötü gitmesi durumunda bir tüzel kişinin varlığı şarttır. Bunun yanında bir şirketin varlığı halinde başka şirketlerle birleşme, ortak olma gibi avantajlar ortaya çıkacaktır. Bağımsız denetimlere tabi olma, kişisel emeğin sermaye yerine sayılmaması gibi bazı zorlayıcı durumlar da şirketin kurulmasıyla birlikte ortaya çıkabilir.[5]

Peki, kurulacak bu oluşum için hangi şirket türü tercih edilmeli? Şirket türleri genel anlamıyla sermaye şirketleri ve şahıs şirketleri olmak üzere ikiye ayrılır. Sermaye şirketleri ile şahıs şirketlerinin kuruluşlarından tasfiyelerine kadar birçok aşamasında farklılıklar vardır. Bu farklılıklar bazen avantaj bazense dezavantaja dönüşebilir. Türk Ticaret Kanunu Madde 124’te “Bu Kanunda, kollektif ve komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır.’’ hükmü yer alır.[6]

Şahıs şirketleri ile sermaye şirketlerine ve şirket türü seçimine dönecek olursak;

Şahıs şirketleri ve sermaye şirketleri arasında çok fazla avantaj ve dezavantaj karşılaştırması yapılabilir. Girişimciler için ilk etapta önemli olan konular bakımından kısa bir karşılaştırma yaparsak eğer elinizde belirli bir miktar sermayeniz varsa, (en az sermaye miktarı limitet şirketler için 10.000 TL, anonim şirketler için 50.000 TL ) ve eğer tek başınıza bir şirket kurmak istiyorsanız sizin için sermaye şirketi kurmak daha avantajlı olabilir.[7] Ancak hâlihazırda bu kadar sermaye yoksa veya şirketleşme süreci için ilk etapta çok fazla sermaye ayırmak istenmiyor ise şahıs şirketleri mantıklı bir seçenek olacaktır. Ayrıca söz konusu girişimin ne tür bir girişim olduğu da şirket türleri arasında seçim yapmamızı etkilemektedir. Eğer küçük çapta bir girişim ise ve büyük ticari faaliyetlerin olmadığı düşünülüyorsa şahıs şirketlerini tercih etmek daha doğru olacaktır. Girişimin ne tür bir girişim olduğu da şirket türleri arasında seçim yapılmasını etkileyecektir. Eğer küçük çapta bir girişimse ve büyük ticari faaliyetlerin olmayacağı düşünülüyorsa şahıs şirketleri tercih etmek daha doğru olacaktır.[8]

  1. Fikri Mülkiyet

Fikri hakların konusu ekonomik değer taşıyan fikri emek ürünlerini oluşturmaktır. Geniş anlamda; telif hakları, marka hakları, tescile tabi sınai mülkiyet hakları olan patent, faydalı model, tasarım, entegre devreler üzerindeki haklar ve ıslahçı haklar Fikri Sınai Eserler Kanunu ve Sınai Eserler Kanunu ile korunmakta ve dolayısıyla hak sahibine belirli bir süre için buluşunun (eserinin) başkalarınca kullanılması, imali, satımı ve ithalini engelleme hakkı sağlar.

  1. Vergilendirme

 Startupların şirketleşme yapısından yukarıda bahsetmiştik. Bu durumda mükellef olunacak bazı vergi türleri mevcuttur. Gerçek kişi olarak işletmenizi devam ettiriyorsanız yerleşim yeri veya işletme yerine giderek gerçek kişi mükellef kaydı; şirket olarak çalışan bir işletme mevcut ise tüzel kişi mükellef kaydı yapılır. Gerçek kişi olarak kayıtlı olunması halinde Gelir Vergisi; şirket olarak kayıt olunması halinde Kurumlar Vergisi mükellefi olunur. Bahsi geçen vergiler yıllık alınan vergilerdir.

Geçici vergi, bir sonraki yıl verilecek gelir veya kurumlar vergisinden düşülmek üzere yıl içinde dört dönem peşin olarak alınan vergi türüdür. Gelir veya Kurumlar vergisinden mükellef olan tacirler aynı zamanda, kendiliğinden geçici vergi mükellefi olurlar.[9]

Katma değer vergisi, malın teslimi, hizmetin ise yapılış aşamasında o mal veya hizmete katılan değer üzerinden alınan bir vergi türüdür.[10]  Satışı yapılan malı teslim eden kişi/şirket veya satışı yapılan hizmeti yerine getiren kişi/şirket olarak Katma Değer Vergisi mükellefi olunur.

İlgili Kanun maddeleri aşağıdaki gibidir;

Gelir Vergisi Kanunu;

Madde 1 – Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tâbidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.

Kurumlar Vergisi Kanunu;

Madde 1- (1) Aşağıda sayılan kurumların kazançları, kurumlar vergisine tâbidir:

  1. a) Sermaye şirketleri.
  2. b) Kooperatifler.
  3. c) İktisadî kamu kuruluşları.

ç) Dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmeler.

  1. d) İş ortaklıkları.

(2) Kurum kazancı, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşur.

Vergi kanunlarında ayrıca bazı meslek dalları için muafiyet söz konusudur.[11]  Genç girişimcilerde kazanç istisnası:

Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla yirmi dokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının 75.000 Türk lirasına kadar olan kısmı, aşağıdaki şartlarla gelir vergisinden müstesnadır.

  1. İşe başlamanın kanuni süresi içinde bildirilmiş olması,
  2. Kendi işinde bilfiil çalışılması veya işin kendisi tarafından sevk ve idare edilmesi
  3. Faaliyetin adi ortaklık veya şahıs şirketi bünyesinde yapılması hâlinde tüm ortakların işe başlama tarihi itibarıyla bu maddedeki şartları taşıması,
  4. Ölüm nedeniyle faaliyetin eş ve çocuklar tarafından devralınması hâli hariç olmak üzere, faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin eş veya üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan veya kayın hısımlarından devralınmamış olması,
  5. Mevcut bir işletmeye veya mesleki faaliyete sonradan ortak olunmaması. İstisna kapsamındaki faaliyetlerden kazanç elde edilmemesi veya istisna haddinin altında kazanç elde edilmesi hâllerinde dahi yıllık beyanname verilir. Bu istisnanın, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
  6. Suç Niteliği Taşıyan Eylemler

Başkasına ait marka hakkına alıntı veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satışa arz eden veya satan, ithal yada ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bir güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.[12]

Fikri Sınai Eserler Kanunu Madde 71’de koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakların ihlaliyle alakalı durumlar belirtilir. Kanunda bahsi geçen durumları şöyle sıralayabiliriz:

  1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
  2. Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hükmolunamaz.
  3. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.
  4. Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  5. Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  6. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında bahsi geçen fiilleri yetkisiz olarak işleyenler ile bu Kanunda tanınmış hakları ihlâl etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcılar hakkında, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Hukuka aykırı olarak üretilmiş, işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayınlanmış bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı satışa arz eden, satan veya satın alan kişi, kovuşturma evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağladığı takdirde, hakkında verilecek cezadan indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir.[13]

Buna ek olarak aynı Kanunun 72.maddesinde “Bir bilgisayar programının hukuka aykırı olarak çoğaltılmasının önüne geçmek amacıyla oluşturulmuş ilave programları etkisiz kılmaya yönelik program veya teknik donanımları üreten, satışa arz eden, satan veya kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.’’ hükmü yer almaktadır.

4. Startup Üzerine Uluslararası Hukuk

Son dönemlerde ortaya çıkan Facebook kriziyle birlikte avrupa ve dünya gündeminin başlıca konularından biri haline gelen kişisel verilerin korunması konusu aynı zamanda bir Startup’ı ilgilendiren en önemli konular arasında yer almaktadır.

Bir girişimin ölçeklendirilmesinden önce bile,  kullanıcı / müşteri verilerinin toplanması genellikle kritik bir başarı faktörüdür. Veriler, zaten günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş ve bazı şirketler, verilerin satılmasından büyük faydalar sağlarken, müşteriler neler olup bittiğine dair daha fazla endişelenmeye başlamaktadır. Verilerimiz gerçekten nereye gidiyor? Ve yayılımımızın yayılmasını en aza indirmek için ne yapabiliriz? Ve neden bu kadar çok şirket, verilere böyle büyük bir varlık olarak güveniyor?

2016 yılında Trump seçim kampanyasının faydasına yönelik verileri kullanan Cambridge Analytica ile yaklaşık 87 milyon kullanıcının verilerini paylaşmaya karar veren Facebook ve Mark Zuckerberg skandalı sonrasında internet jenerasyonu bu konuya daha fazla odaklanıp daha fazla bilgi edinme peşine düşmüştür.

Öte yandan, GDPR, kurumların kişisel verileri topladıkları, işledikleri, güvenli bir şekilde depoladıkları, paylaştıkları ve sildikleri yolu tamamen değiştirmelerini gerektiren daha ağır bir düzenleme getirdi. Temel değişikliklerden bazıları, veri ilkeleri, kuruluşlar için gereksinimler, bireyler ve yaptırımlar hakkı alanlarında gerçekleşmiştir.

Gizlilik politikalarının, verilerin işlenme şekli ve bireylerin yasal hakları hakkında zorunlu bilgileri içermesi gerekecektir. Bu politikaların, hedef kitle için açık bir şekilde anlaşılabilir olmalıdır.

Ayrıca, GDPR, bireylerin veri denetleyicilerine ve işlemcilere karşı özel iddialar getirmesini önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır. Özellikle: GDPR’nin ihlali sonucunda “ maddi veya maddi olmayan zarar” almış herhangi bir kişi tazminat alma hakkına sahiptir. “Maddi olmayan” hasarın dahil edilmesi, bireylerin finansal kayıplarını kanıtlayamadıkları durumlarda bile sıkıntı ve incinme duyguları için tazminat talep edebileceği anlamına gelir. Son olarak, yaptırımlar daha şiddetli hale geldi.

Avrupa hukukunda bir Startup’ın başlangıç ​​prosedürü, bir şirketin ekonomik faaliyetlerini geliştirmek için tam olarak faaliyete geçtiğinde tamamlanmış sayılabilecek bir başlangıç ​​prosedürüdür. Kanıtlar, bir şirketin kurulmasına yönelik idari prosedürlerin ne kadar az külfetli olduğunu, işletme başlangıç ​​oranlarının ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir. Bu nedenle , yönetim sadeleştirme ile devam etmek , Komisyon için en önemli önceliktir.

AB iş ortamı iyileşmiş olsa da, farklı ülkelerdeki ilerlemeler eşitsiz kalmaktadır. Bazı ülkelerde yeni bir şirket kurmak oldukça kolay olsa da, prosedürler hala uzun ve karmaşıktır. 2017 yılında özel bir limited şirket kurmak için ortalama süre 3.1 gündür ve maliyet 311 € ‘dur. Ortalama sürenin azaltılması, çoğunlukla Kıbrıs, Yunanistan, Macaristan ve Litvanya’da uygulanan sadeleştirmelerden kaynaklanmaktadır. Ortalama maliyetin azalması, çoğunlukla Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Litvanya, Hollanda, Romanya ve İsveç’teki maliyetlerdeki düşüşten kaynaklanmaktadır.

5. Startup Hukuku Bir Alternatif Hukuk Mu?

Her ne kadar adından çok bahsedilse de Startup konsepti üzerine oluşturulmuş ayrı bir hukuk dalı yoktur.  Fikri mülkiyet hukuku, ticaret hukuku gibi hukuk dallarından beslenen  bu konseptin ayrıca bir hukuk dalı olması bir soru olsada, bilişim, teknoloji, ileri seviye bir altyapısı olan Startupların gereksinimlerini saymış olduğum ve var olan hukuk dalları tam olarak gerçekleştirebiliyor mu?

Bir startup’a başlarken girişimcilerin yaptığı hatalardan biri yanlış bir iş veya yol seçmektir.[14] İşletmenin ilk aşamasında, başlangıç ​​şirketleri uygun iş yapısına karar verememektedir. Bir şirket ya da bir Limited Şirket kurmanın ikilemine yakalanan ve  teknoloji ile ilgili yeni bir Startup’a başlayanlar, çeşitli borçlara ve vergi sorunlarına konu haline gelmek suretiyle ciddi yasal sorunlara girer.

Bir başka konuda bir Sturtup kurulurken kurucular ve kurucu oartakları arasında belli bir kontratın var olmamasıdır.[15]  Anlaşma, iki ortağın ayrılması sırasında yerine getirmesi gereken şartlar ve koşullarla ilgilidir. Bu anlaşmanın olmaması ortağın ve kurucunun çıkarlarına zarar verebilir. Bu anlaşma yasal bir belgedir ve şirket varlıklarının ve gelirinin payı yüzdesi gibi maddeler içerir. Ayrıca kurucunun ve kurucu ortaklarının sorumluluklarını tanımlar ve her türlü karışıklığı ortadan kaldırır. Bu nedenle, bu sözleşmenin olmaması Startup’ı  doğrudan etkileyebilir.

Güvenlik kuralları ve yasalara uyumsuzluk konuları da Startup sırasında ortaya çıkan önemli sorunlardan birisidir. Güvenlik yasaları, tüm işletmelere dosyalama, form gereksinimleri, müşterilerle yapılan işlemler vb. konularda uygulanır. Bu yasaların çiğnenmesi cezalar ve para cezaları ile sonuçlanabilir ve Startup’a kalıcı bir şekilde son verebilir.

İstihdam dökümanlarının eksik veya olmaması, Startup’ın ilerleyen safhalarında çeşitli görünmez sorunlara yol açabilmektedir.[16] Yasaların gerektirdiği bütün gereksinimler tamamlanması gerekmektedir. Bu gereksinimleri yerine getirmeyen Startup’lar ileride oluşabilecek daha büyük sorunlarla yüz yüze gelebilmektedirler.

Buna benzer daha birçok konu hakkında detaylı bir çalışma gerektiren bu konuların dahası ayrı ayrı çeşitli hukuk dallarını ilgiendirmesi bu karmaşayı dahada arttırmaktadır. Buna ek olarak var olan teknoloji ile bir Startup’ı her zaman günümüzdeki hukuk sistemine uyarlamak beklenildiği gibi mümkün olmayabilir. Bu tabiki şimdiki hukuk dallarının hayata geçen bir Starup’ın doğasına uygun olmadığını gösterir.

6. Sonuç ve Öneriler

Mevcut kanunlar ve prosedürler göz önüne alındığında bir şirket eyleminin hukuki altyapısı genel olarak ele alınmaktadır. Hukuki başvurunun karmaşık olma durumlarında buna sebeb olan şeyin kurulan şirketin yeni bir ürünle ilgili veya niteliği diğerlerinden çok ayrı bir şirket olması gelmektedir. Böylece o ürünle yada şirketle ilgili tamamlayıcı bir kanun bulmak zorlaşmaktadır. Bunun sonucu olarak yorumlamaya gayet açık hukuki boşluklar, hukuki inovasyonu zorunlu kılmaktadır.

Startupların kuruluşundan itibaren sürdürülecek hukuki prosedür ve başvuruların hızlı bir şekilde sürdürülebilir  bir zeminde işlenmesi gerekmektedir. Aksayan hukuki gerekçeler Startup’ın değerini kaybetmesine hatta daha başlarındayken iflas etmesine neden olabilir. Bu gibi örnekler genelde herhangi bir Startup’a başlayan ve istenilen başarıyı yakalayamayan şirketlerin ne yazık ki çoğunluğunu oluşturmaktadır.

Sonuç olarak Startup konseptinin ayrı bir hukuk dalı içinde incelenmesi gerekmektedir. Girişimcilerin daha hızlı, verimli ve koordine olarak hukuki yükümlülüklerini yerine getirilebilmesi için bu alan üzerine oluşturulmuş bir platforma başvurmaları gerekmektedir. Bu sebeple Startup’la ilgili konuların ve tamamlayıcı inovatif bir hukuk sisteminin oluşturulması ve Startup Hukuku adı altında işlenmesi, Girişim sektörünün kalkınması amacıyla atılmış büyük bir adım olacaktır.

[1] Shontell, Alyson. “A Startup Is A State Of Mind, Not A Word That Can Be Defined.” Business Insider. February 27, 2014. Accessed July 09, 2018. http://www.businessinsider.com/what-is-a-startup-2014-2.

[2] Shontell, A. (2018). This Is The Definitive Definition Of A Startup. [online] Business Insider. Available at: http://www.businessinsider.com/what-is-a-startup-definition-2014-12 [Accessed 9 Jul. 2018].

[3] Bu konuyu ele alırken odak noktamız olarak şirketleşme aşamasındaki hukuki prosedürleri ele alacağımızdan dolayı, konseptin dışına çıkmayacak şekilde kendi tanımımızı yapmayı daha sağlıklı bulmaktayız.

[4]Hawkins, Derek. “Securities Exchange Fees SEC Lack of Jurisdiction.” Wisconsin Law Journal (2018).

[5] “Startup’ım Için Şirket Kurmalı Mıyım?” Startup Hukuku. November 28, 2017. Accessed July 06, 2018. http://startuphukuku.com/startupum-icin-sirket-kurmali-miyim/.

[6] “Şahıs Şirketi Mi Sermaye Şirketi Mi ? Hangi Şirket Türü?” Startup Hukuku. November 18, 2017. Accessed July 06, 2018.

[7]Şahıs Şirketi mi Sermaye Şirketi mi ? Hangi Şirket Türü? (2017, November 18). Retrieved from http://startuphukuku.com/sahis-sirketi-mi-sermaye-sirketi-mi-hangi-sirket-turu/.

[8]Mevzuat Bilgi Sistemi. Accessed July 09, 2018. http://www.mevzuat.gov.tr/Metin1.Aspx?MevzuatKod=1.3.5846&MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch&Tur=1&Tertip=3&No=5846. http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.5846.pdf

[9] “Yeni Başlayanlar Için Vergilendirme.” Startup Nedir. June 10, 2018. Accessed July 09, 2018. https://www.startupnedir.com/vergilendirme/.

[10] 3065 sayılı  Katma Değer Vergisi Kanunu

[11] 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu

[12] 5846 sayılı Fikri Sınai Eserler Kanunu

[13] Yaman, Dilara. “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda Düzenlenen Bir Eserden Kaynak Göstermeksizin İktibasta Bulunma Suçu (m. 71/1-III).” (2010).

[14] Armağan, Cemil. “Girişimcilik.” (2018).

[15]Çetin, Başak Işıl. “Sınıflandırılmış Fayda ve Sakıncalarıyla Paylaşım Planları ve Türkiye’deki Yasal Durum.” Siyaset, Ekonomi ve Yönetim Araştırmaları Dergisi 5, no. 1 (2017).

[16] Budayan, Cenk. “Kamu Özel Sektör İşbirliği ile Yapılan Projelerdeki Kritik Başarı Faktörlerinin Çeşitleme İle İncelenmesi: Türkiye Perspektifi.” Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dergisi 2018, no. 2018 (2018).

cumle yapisi