Neden Arabulucu olmasın? Daha hızlı ve masrafsız bir çözüm….

Arabulucu Türk Hukuku tarafından tanınmış olup ( Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, “Kanun” veya “Arabuluculuk Kanunu” 23 Haziran 2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir.) müvekkillerimiz için aşağıdaki gibi yorumlanmıştır:

“ Sistematik tekniklerin uygulanarak, taraflar arası iletişime olanak sağlanan ve tarafların görüşmek, ulaşmak, anlamak ve kendi özgün çözümlerini yaratmaya odaklı gönüllü bir uyuşmazlık çözme metodudur.”

Arabuluculuk yönteminin avantajları oldukça aşikârdır;

  • Mahkeme ve dava dışında yasal ve alternatif bir çözümdür.

  • Çok daha az masraflıdır. Mahkeme, avukat ve davaya ilişkin harcamalar yoktur. Bir arabulucu iki tarafı da temsil eder.

  • Zaman kazandırıcıdır.

  • Arabuluculuk daha esnek bir yöntem olması sebebiyle birbirinden farklı hukuksal durum için kullanılabilir.

  • Arabuluculuk süreci ve uyuşmazlığın detayları gizlilik ilkesine tabiidir.

  • Arabuluculuk tamamen gönüllü bir kurumdur.

  • Uyuşmazlık taraflarının her biri eşittir.

  • Yasal olarak bağlayıcıdır. Taraflar bir çözüme ulaştıkları taktirde, ilgili mahkemeden arabuluculuk kararının uygulanabilirliği hakkında talepte bulunabilirler. Bu halde tarafların anlaşma metni mahkeme kararıyla aynı hukuksal güce haiz olur.

Özetle arabuluculuk, az masraflı ve daha etkili bir yöntem olmakla beraber daima uyuşmazlığı daha barışçıl bir şekilde çözümlemeye çalışarak, arabulucunun iki uyuşmazlık tarafı için de stresi azaltarak ve orta yolu bulmaya çalışarak taraflar arası ilişki hassasiyetini de korumaktadır. Bu husus özellikle iş hayatında çok değerlidir.

Arabuluculuk ilgili uzman eğitiminden geçmiş tarafsız ve adil bir üçüncü kişinin yardımıyla yürür. Arabulucu olmak için Türk vatandaşı olmak, hukuk fakültesi mezunu olmak, en az 5 senelik çalışma deneyimine sahip olmak ve Adalet Bakanlığı tarafından yapılan eğitimlerde ve ilgili sınavlarda başarılı olmak gereklidir.


Türk Vatandaşlığı ve Türkiye’deki Yabancı Yerleşikler

Çoğu yabancı ülke, kendilerine yapılan yatırım sayesinde vatandaşlık kazanma şansı verirken Türkiye’de artık bu ülkeler arasına katılmış olup Türkiye’de iş yatırımı veya mülkiyet alma işlemlerini gerçekleştiren yabancılara vatandaşlık hakkı vermektedir. Türk vatandaşlığına sahip olmak için yapılan yasal düzenleme yürürlüğü girmiş olup 12.01.2017 tarihli 299946 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Bu düzenleme, yabancılara Türkiye’de taşınmaz satın alarak veya belli bir miktar yabancı para yatırımı yaparak Türk vatandaşlığı kazanma şansı vermektedir. Bu yeni düzenleme eski düzenlemeyi mülga etmemekte ancak etkisini genişlemektedir. Bu düzenlemeyi detaylarıyla birlikte Kaşka’nın müvekkilleri için özetledik;

12.01.2017 tarihli Resmi Gazete’de belirtildiği üzere aşağıda belirtilen koşullardan birini sağlayan yabancı, vatandaşlık kazanabiliyor:

  • En az 2.000.000 Amerikan Doları tutarında sabit sermaye yatırımı gerçekleştirdiği Ekonomi Bakanlığınca tespit edilen,

  • En az 1.000.000 Amerikan Doları tutarında taşınmazı tapu kayıtlarına 3 yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın aldığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tespit edilen,

  • En az 100 kişilik istihdam oluşturduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca tespit edilen,

  • En az 3.000.000 Amerikan Doları tutarında mevduatı 3 yıl tutma şartıyla Türkiye’de faaliyet gösteren bankalara yatırdığı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca tespit edilen,

  • En az 3.000.000 Amerikan Doları tutarında Devlet borçlanma araçlarını 3 yıl tutmak şartıyla satın aldığı Hazine Müsteşarlığınca tespit edilen

Yukarıda belirtilen şartlara ek olarak cezai sicilin temiz olması, milli güvenlik tehdinin olmaması gibi şartlara haiz olan başvurucuya Türk vatandaşlığı verebilir ve şahıs ülkenin vatandaşının tüm haklarına sahip olarak Türkiye’de yaşayabilir.

Türk vatandaşlığının sahibi olan şahıs ülkedeki çalışma, yaşama, yatırım olanaklarından yararlanabilir ve tüm ayrıcalıklardan yararlanabilir. Tüm yasal işlemler ve formaliteler sizin için Kaşka Uluslararası Hukuk Bürosu’ndaki deneyimli ve profesyonel hukukçu kadromuz tarafından başarıyla yürütülecektir.


Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturmasının inşaat şirketlerine uzaması, bu şirketlerden konut alan yüz binlerce yurttaşı endişelendiriyor. Ellerinde tapuları olmayan ama senelerdir varını yoğunu ‘ev sahibi olacağım hayaliyle’ konut taksitlerine ödeyen yurttaşlar kara kara düşünmeye başladı.

FETÖ’ye finansal destek sağladıkları iddiasıyla Dumankaya İnşaat’ın sahibi ve ortakları Halit Dumankaya, Necla Dumankaya, Uğur Dumankaya, Barış Değer Dumankaya, Ayla Dumankaya ve Semih Serhat Dumankaya’nın tüm mal varlıklarına el konuldu. Dumankaya İnşaat’ın İstanbul’da Maltepe, Sancaktepe, Kartal, Halkalı ve Bahçeşehir’de devam eden projelerinde 3 bini aşkın konut var. Bu da 3 bin tapunun verilmediği anlamına geliyor. Dumankaya’nın Horizon-Kartal, Ritim-Maltepe, VizyonKartal, Miks-Atakent, MozaikSancaktepe, hi-Fit-Bahçeşehir, Flex Ofice-Bahçeşehir projelerinde ise şu anda satışlar devam ediyor. Firma ayrıca Adres Cadde, Kadıköy Fikirtepe ve Gebze Çayırova’da ise yeni projelere başlamak için ön talep topluyor. Son yaşananlarla ilgili Dumankaya’dan yapılan açıklamada ise hak sahiplerine tapusu verilmemiş projelerin inşaatlarının devam ettiği belirtildi.

Fi Yapı’da 5 bin kişi

Akfa Holding soruşturması kapsamında gözaltına alı- nan Fi Yapı’nın patronu Fikret İnan dün akşam tutuklandı. Fi Yapı’nın teslim etmesi gereken 5 bini aşkın konut bulunuyor. Peki bu şirketlerin mal varlıklarına el konulursa ya da kayyım atanırsa tapusunu alamamış yurttaşlar ne olacak, parasını ödediği halde tapusunu alamadığı için evi elinden gidecek mi? Tüm bu soruları Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı Avukat Ali Güvenç Kiraz’a sorduk. İşte o sorular ve yanıtları:

Tapu yoksa sıkıntı

* Dumankaya’da sahiplerin ve ortakların mal varlıklarına el konuldu. Bu durumda şirketin sahipliği değişir mi? Şirketin devam ettiği inşaatlar nasıl ilerler, inşaatlarda durma söz konusu olur mu?

Mal varlıklarına el konuldu şirkette şu an için bir kayyım ataması veya el koyma olmadığı için sahiplik değişmez. Şirketin inşaatları şu an için devam eder burada bir değişiklik yok. Devam eden projelerden ev alan ama tapusunu almamış ve hâlâ firmaya senet olarak taksit ödeyenler ne olacak? Burada çok seçenekli bir durum var şöyle: Kayyım atanırsa;

a) Tapusunu almış teslim almış olanlarda hiçbir sıkıntı yok

b) Tapusunu almamış teslim almış olanlar dava açıp tapu iptali tescil talebi ile tapularını isteyebilirler.

c) Tapusunu almamış ve teslim de almamış olanlar için kayyımın ca) Kayyım işlere devam eder bitirirse bir sıkıntı olmaz tapularını alırlar

cb) Kayyım şirketi iflas masasına götürür yani iflas ettirtirse iflas masasına bir alacak kalırsa ancak bu kişiler bir bedel alabilirler OHAL KHK çıkarır el koyma olursa;

a) Tapusunu alanlarda ve teslim alanlarda sıkıntı bulunmuyor.

b) Tapusunu almamış teslim almış olanlar için kanun hükmünde kararnamede (KHK) özel bir düzenleme yoksa bir- şey talep edilemez.

c) Tapusunu almamış ve teslim de almamış olanlar için hiçbir şey yapılamaz.

 Ödemelere devam

* Vadesi gelen senet/taksit ödemesi yapılmalı mı?

Şirket bu aşamada kayyım ve el koyma olmadığı için herkes yasal haklarını ödemek zorunda. Kayyım atamasında şirket devam edeceği için ödemeler devam etmek zorunda. OHAL KHK ile ilgili de el koyma olursa ödeme konusunda mücbir sebep gösterip imtina edilebilir.

* Tapuyu güvenceye alan noterde yapılan sözleşme ne işe yarar?

Bu noktada noter satış vaadi sözleşmeleri el koyma halinde fazla bir anlam ifade etmez. Kayyım atamasında ise mutlaka dikkate alınmak zorundadır.

Geri alma olmaz

 *Şu ana kadar yapılan ödemeleri taksitleri geri alma yolu var mı?

Maalesef geri almak hukuken mümkün değildir.

* Şirket kayyıma devredilirse, mevcut projeler nasıl etkilenir?

Kayyım tutumu önem kazanacaktır. İflas ettirmek maksadıyla gelmişse projeler büyük ihtimalle duracaktır. Kayyım proje devamı için gelmişse etkilenmez. Ayrıca OHAL KHK ile el koymada tüm projeler örneğin Emlak Konut’a devredilecektir gibi bir şey çıkarsa bu durumda KHK içeriği önem kazanır.

* Kayyıma devredilirse, senet/taksit ödemeleri ne olur?

Kayyıma geçerse de senet ödemelerinin devam etmesi gerekir. Bir tek OHAL KHK ile şirkete direkt el koyulursa mücbir sebep denilebilir.

İşe iade yolu yok

15 Temmuz darbe girişimi sonrası üç ay süre ile OHAL kararı alındı. OHAL kararı sonrası, çı- kan kanun hükmünde kararnamelerde yer alan düzenlemeler çok sayıda kişiyi ve şirketi doğrudan ilgilendiriyor. Ticaret Hukuku uzmanı Av. Muhammet ufuk Tekin ve İş Hukuku uzmanı Av. Emrullah Yaman, merakla beklenen sorulara yanıt oluşturabilecek çalışmalarını Hürriyet Dünyası ile paylaştı.

- Kapatılan iş yerlerinde çalışıp da işten çıkarılmış olan işçilerin hukuki durumunda KHK’lerde kaynaklanan bir belirsizlik yok. Bu işçiler İş Kanunu’nun kendilerine verdiği hakları kullanmaya devam edecek. İşe iade davası açan işçi, yine de işe alınmazsa, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını alabilir.

- Kapatılan iş yerleri için ise durum daha farklı. İş yerleri kapatılan ve bu sebeple iş akitleri feshedilmiş olan işçiler iş- yerleri kapatıldığı için işe iade yoluna gidilemeyecek. Bu durumdaki işçiler işçilik alacaklarının tahsili yoluna gitmeli. 670 sayılı KHK’nin 5. maddesi önemli.

- İşçiler yasal haklarını almak için Maliye Bakanlığı’na başvurabilirler. Burada önemli olan aynı KHK’nin 5. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen 60 günlük hak düşürücü süreyi kaçırmamaktır. 670 sayılı KHK 17 Ağustos 2016 günü yürürlüğe girdi. Bu durumdaki işçiler en geç 17 Ekim 2016 günü- ne kadar iş yerleri vakıf ise Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ve diğer kurumlar için ise Maliye Bakanlığı’na başvuruda bulunup işçilik alacaklarını talep etmelidirler.

- Eğer Maliye Bakanlığı işçilik alacaklarını hiç veya olması gerektiği kadar ödemezse bu durumda, İş Kanunu uyarınca Maliye Bakanlığı aleyhine İş Mahkemesinde alacak davası açılması mümkün.

-Alacaklıların Durumu: 670 sayılı KHK madde 5’te belirtilen şekilde, alacaklı olduklarına dair kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle birlikte borçluları vakıf ise Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ve diğer kurumlar için ise Maliye Bakanlığı’na başvuruda bulunmalı.